Hüdhüd bir peygambere şöyle diyor: “Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim.” (Neml, 22). Süleyman (a.s)’dan mertebece aşağı olan bir yaratık, ona “Senin bilmediğini bildim” diyor. Bu, bizden aşağı mertebede olanlara karşı edep sahibi olmamızı öğretir; Allah bizden aşağıdakilere bizim bilmediğimizi öğreterek ikramda bulunabilir.
Okuma mecmuası
Sözün izinde, sakin bir okuma
Bu bölümden on alıntılık bir okuma seçkisi. İsterseniz sırayı değiştirebilir veya aynı kişiyle devam edebilirsiniz.
32 kayıt · Muasır
Her birimizin elinde cennete veya cehenneme giden yolun anahtarı vardır. Sen ahdine vefa gösterirsen Allah da gösterir, sen O’nu anarsan O da seni anar.
Dertler seni yorduğunda üzülme; belki de Allah sesini duymayı ve O’na dua etmeni sevmiştir.
Resulullah’ın (s.a.v) ümmi olmasının (okuma-yazma bilmemesinin) bir ayıp olduğunu sakın sanma. Başkaları için bir kusur olsa da onun için bu bir şereftir. Çünkü “ümmi” demek; annesinden doğduğu fıtrat üzere olan demektir. Resulullah da yaratılmışlardan bir şey öğrenmemiş, bizzat Yaratan’dan öğrenmiştir; bu yüzden ilminin mertebesi tüm mahlukatın üstüne çıkmıştır.
Allah’ı nimetlerin sayısı kadar, bir o kadar da belaların sayısı kadar anmalıyız. Nimetlere şükredersen Allah onları artırır. Belalara karşı Allah’ı zikredersen, Allah o belaları nimete dönüştürür.
Kur’an bize, onlar olmadan dünyanın hiçbir değerinin kalmayacağı hayat değerlerini verir. Çünkü dünya, ahiretteki hayat için bir sınavdır. Eğer dünyayı seni cennete ulaştıran bir yol olma göreviyle ele almazsan, değerini ihmal etmiş olursun.
İmani yükümlülüğün hikmeti, onun Allah’tan gelmesidir. Allah “yap” dediyse yapmak, “yapma” dediyse yapmamak yeterli bir sebeptir.
Rızık, faydalanılan şeydir; elde edilen şey değil. Çok para kazanabilirsin ama onu harcamayıp istifade etmiyorsan o senin rızkın değildir. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Ademoğlu ‘malım malım’ der. Ey Ademoğlu! Senin malından sana kalan; yiyip tükettiğin, giyip eskittiğin veya sadaka verip (ahirete) gönderdiğinden başkası değildir”
Şüphe götürmeyen gerçek şudur ki hepimiz kıyamet günü Allah ile karşılaşacağız. İnsanların çoğu belirsiz bir gelecek için koşar ama ahiret yakinini hissetmezler.
Allah ile görüşmek istediğinde (Allah'ın izin vermesiyle) bu yetkinin senin elinde olması sana izzet ve kerem olarak yeter. Tek yapman gereken abdest alıp görüşmeye niyet ederek “Allahu Ekber” demektir. O an, mekanını, vaktini ve süresini senin belirlediğin bir buluşmada Allah Teâlâ’nın huzurunda olursun.
Kaynak özeti her alıntının altında, ilgili kayıt bağlantısıyla birlikte yer alır.