Allah’ı ve Resulünü sevmek, Allah’tan korkmak, O’na yönelip dönmek, dini yalnız O’na has kılmak, hükmüne sabretmek, nimetlerine şükretmek, takdirine razı olmak, O’na tevekkül etmek, rahmetini ummak, azabından korkmak ve benzeri şeyler de Allah’a ibadettendir.
— İbn Teymiyye
Bağlam
Müellif önce dışa yansıyan amelleri, ardından sevgi, sabır ve tevekkül gibi kalbe ait hâlleri ibadet kapsamında sayar.
el-Ubûdiyye · s. 44 Kaynağı aç
O, her türlü eksiklikten münezzehtir; âlemlerin Rabbi, onları yaratan ve rızıklandıran, yaşatan ve öldüren, kalplerini evirip çeviren ve işlerini yöneten O’dur. Onların O’ndan başka Rabbi, O’ndan başka mâliki, O’ndan başka yaratıcısı yoktur; bunu ister kabul etsinler ister inkâr etsinler, ister bilsinler ister bilmesinler. Ancak aralarındaki iman edenler bunu tanıyıp ona iman ettiler. Buna karşılık, bunu bilmeyen ya da Allah’ın o kişinin Rabbi ve Yaratıcısı olduğunu bildiği hâlde gerçeği inkâr eden, Rabbine karşı büyüklük taslayıp O’nu kabul etmeyen ve O’na boyun eğmeyen kişi farklıdır. Hakikati bilmek, onu kabul etmeye karşı kibir ve onu inkârla birleştiğinde sahibine azap olur.
— İbn Teymiyye
el-Ubûdiyye · s. 51 Kaynağı aç
Emredilen ibadet hem boyun eğişi hem sevgiyi içerir; Allah’a en ileri derecede boyun eğmeyi O’na en ileri derecede sevgiyle birleştirir. Sevginin son mertebesi, insanın sevdiğine kul olma hâlidir; başlangıcı ise kalbin sevgiliye bağlanması olan alâkadır. Ardından kalbin ona doğru akıp yönelmesi anlamındaki sabâbe, sonra kalpte yerleşip kalan sevgi olan ğarâm, ardından aşk gelir; son mertebe de insanın sevdiğine kul olma hâlidir. “Teymullah”, yani “Allah’ın kulu” denir; müteyyem de sevdiğine kul olmuş kişidir. Bir insan, nefret ettiği birine boyun eğerse ona ibadet etmiş olmaz; bir şeyi sevip ona boyun eğmezse de ona ibadet etmiş olmaz; nitekim insan çocuğunu ve dostunu sevebilir. Bu yüzden Allah’a ibadette bu iki unsurdan yalnız biri yeterli değildir: Kul Allah’ı her şeyden daha çok sevmeli ve O’nu her şeyden yüce tutmalıdır; tam sevgiye ve boyun eğişe yalnız Allah layıktır. Allah’tan başkası uğruna duyulan her sevgi bozuk, Allah’ın emri dışında gösterilen her yüceltme batıldır.
— İbn Teymiyye
Bağlam
İbadetin sözlük anlamındaki boyun eğişten, sevgiyle birlikte gerçekleşen emredilmiş kulluğa geçer; sevginin basamaklarını ve Allah’a mahsus tam sevgi ve boyun eğişi açıklar.
el-Ubûdiyye · s. 48–49 Kaynağı aç
İlah, kalbin kendisine tam sevgi, yüceltme, tazim, hürmet, korku ve umutla kulluk ettiği varlıktır.
— İbn Teymiyye
Bağlam
Önce ibadetin Allah’ın ilahlığına bağlı olduğunu ve Allah’ı Rab olarak tanımakla yalnız O’na ibadet etmenin aynı şey olmadığını belirtir; ardından ilahlığı kalbin yönelişiyle açıklar.
el-Ubûdiyye · s. 53 Kaynağı aç
Sapıtan kişinin sapmasının temelinde, kendi kıyasını Allah katından indirilmiş nasların önüne geçirmesi ve hevâya uymayı Allah’ın emrine uymanın önüne koyması vardır. Çünkü içsel tat, coşku ve benzeri hâller, kulun sevdiği ve arzuladığı şeye göre şekillenir. Her sevenin, sevgisine ve arzusuna göre içinde duyduğu bir tat ve coşku vardır.
— İbn Teymiyye
Bağlam
Öznel içsel tecrübe ve arzuların kendiliğinden doğru yolun ölçüsü olmaması açıklanır. Müellifin nasları ve ilahî emri önceleme gerekçesi tam paragraf olarak korunur. Komşu26–27’de hem iman tadı hem put, vatan, kardeş ve kadın sevgisi gibi farklı tecrübeler örneklenir; tat ve coşku yalnız dinî tecrübeye daraltılmaz.
el-Ubûdiyye · s. 67 Kaynağı aç
Kul, kendi Rabbinin ve Yaratıcısının Allah olduğunu, kendisinin O’na muhtaç bulunduğunu anlayınca Allah’ın rububiyetine bağlı kulluk türünü de kavrar. Böyle bir kul Rabbine dua eder, O’na yalvarır ve O’na tevekkül eder; yine de O’nun emrine bazen itaat, bazen isyan edebilir; O’na ibadet de edebilir, şeytana ve putlara da ibadet edebilir. Bu tür kulluk, cennetliklerle cehennemlikleri birbirinden ayırmaz ve kişiyi mümin kılmaz.
— İbn Teymiyye
Bağlam
Bu bölüm Allah’ın Rab ve Yaratıcı olduğunu tanımaya dayalı kulluk türünü tarif eder; dua ve tevekkül bulunsa bile itaatsizlik ve başka varlıklara kulluk ihtimalinin bu tanıma dahil olduğunu, bu yüzden tek başına iman ayrımı oluşturmadığını söyler.
el-Ubûdiyye · s. 52 Kaynağı aç
Bilakis, kaderi mazeret gösteren herkes çelişki içindedir. Çünkü her insanın yaptığına göz yumması mümkün değildir. Bir zalim kendisine veya başka insanlara zulmettiğinde; yeryüzünde bozgunculuğa girişip insanların kanını dökmeye, cinsel dokunulmazlıklarını çiğnemeye, ekinleri ve nesilleri yok etmeye başladığında yahut insanların hayatlarını sürdüremeyecekleri benzeri zararlar verdiğinde, mutlaka bu zararı gidermesi ve zalimi, kendisinin ve benzerlerinin saldırganlığını durduracak biçimde cezalandırması gerekir. Ona şöyle denir: Kader bir mazeretse, herkesin sana ve başkalarına dilediğini yapmasına izin ver. Bir mazeret değilse, “Kader mazerettir” sözünün dayanağı geçersiz olur.
— İbn Teymiyye
Bağlam
Kaderin günah ve zulüm için genel bir mazeret sayılmasının tutarsızlığı, kişinin kendisine veya başkasına yönelik zulmü önleme zorunluluğu üzerinden açıklanır. Hüküm, doğrudan günahı mazur sayma tartışmasının içindedir.
el-Ubûdiyye · s. 62 Kaynağı aç
İbadet ve ona bağlı tevekkül, korku ve benzeri yönelişler yalnız Allah’a yöneltilir.
— İbn Teymiyye
Bağlam
Müellif sevgi ve itaatin Allah ve Resulü için kullanılabilmesini, ibadetle ilişkili tevekkül ve korku gibi yönelişlerin ise yalnız Allah’a yönelmesini ayırır.
el-Ubûdiyye · s. 49 Kaynağı aç
İbadet, itaat, istikamet, dosdoğru yola bağlılık ve benzeri adların ifade ettiği amaç birdir. Bunların iki temeli vardır: Birincisi, yalnız Allah’a ibadet etmektir. İkincisi, Ona yalnız emrettiği ve din olarak koyduğu şekilde ibadet etmek; bunların dışında kalan hevâlar, zanlar ve bid‘atlarla ibadet etmemektir. Yüce Allah şöyle buyurur: “Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, salih amel işlesin ve Rabbine ibadetinde hiç kimseyi ortak koşmasın.” [Kehf,110] Yine şöyle buyurur: “Bilakis, kim iyilik yaparak kendisini Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbi katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” [Bakara,112] “İyilik yaparak kendisini Allah’a teslim eden ve hanîf olarak İbrahim’in dinine uyan kimseden din bakımından daha güzel kim vardır? Allah İbrahim’i dost edinmiştir.” [Nisâ,125]
— İbn Teymiyye
Bağlam
İbadetin tek muhatabının Allah olması ve ibadet biçiminin Onun emrine dayanması, iki ayrı temel olarak açıklanır. Tanımın destekleyen üç ayet ve ikinci temelin olumsuz kaydı aynen tutuldu.
el-Ubûdiyye · s. 71 Kaynağı aç
İbadet, Allah’ın sevdiği ve razı olduğu bütün iç ve dış söz ve amelleri kapsayan genel bir addır.
— İbn Teymiyye
Bağlam
İbn Teymiyye bu tanımı, ibadetin kapsamı ve kulluğun mahiyeti hakkındaki bir soruya verdiği yanıtta sunar. Ardından ibadetin namaz ve zekât gibi görünen amellerin yanı sıra Allah sevgisi, ihlas, sabır, şükür ve tevekkül gibi kalbe ait amelleri de kapsadığını açıklar.
el-Ubûdiyye · s. 44 Kaynağı aç