“Ey Ebû Abdurrahman, günümün artan vaktini neye ayırayım: Kur’an öğrenmeye mi, ilim talep etmeye mi?” diye sordu. İbnü’l-Mübârek, “Namazını kılmaya yetecek kadar Kur’an okuyabiliyor musun?” dedi. “Evet,” cevabını alınca, “Öyleyse onu, Kur’an’ın anlaşılmasını sağlayan ilmi talep etmeye ayır,” dedi.
— Abdullah b. Mübarek
Bağlam
Rüstem et-Tâlekânî’nin aktardığı soru-cevapta konuşan İbnü’l-Mübârek’tir. Cevap, önce namazı kılmaya yetecek kadar Kur’an okuyabilme şartını koyar; kalan vaktin Kur’an’ı anlamayı sağlayan ilme ayrılmasını söyler.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 165 Kaynağı aç
Nefis, hevanın sonuçları kendisine bildirildiği için akla boyun eğdiğinde, hevâ çok geçmeden akıl tarafından yenilgiye uğratılır.
— Mâverdî
Bağlam
Bu, önceki sayfadaki aklın hevâya karşı koyması açıklamasının devamıdır.
Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn · s. 31 Kaynağı aç
Attığı tek bir adımı sadece Allah için olan kimseye ne mutlu!
— Ebu Süleyman ed-Dârânî
İhyâ’ü ulûmi’d-dîn · c. 4 s. 378 Kaynağı aç
Sevgin bir tutku (aşırılık), nefretin de bir yıkım olmasın.
— Ömer b. Hattâb
el-Câmi‘ li-Ma‘mer b. Râşid · c. 11 s. 181 Kaynağı aç
Eğer tövbe aynasına bakmayı alışkanlık edinirsen; işlediğin günahın ne kadar çirkin ve şerli bir şey olduğu sana ayan beyan görünür.
— İbrahim bin Edhem
Târîhu Dımaşk li-İbn Asâkir · c. 6 s. 335 Kaynağı aç
Daima hayra niyet et; çünkü hayra niyet ettiğin sürece hayır üzere kalmaya devam edersin.
— Ahmed bin Hanbel
el-Câmi‘ li-ulûmi’l-İmâm Ahmed: el-edeb ve’z-zühd · c. 20 s. 78 Kaynağı aç
Kulun Allah’tan duyduğu korku, Allah hakkındaki bilgisi ölçüsündedir; dünyaya yüz çevirişi de ahirete duyduğu arzu ölçüsündedir.
— Fudayl b. İyâd
Bağlam
Önceki öz övgüsüyle ilgili cümleden sonra yeni bir doğrudan aktarım başlar; seçilen paralel hüküm Allah korkusunu bilgiye, dünyadan el çekmeyi ahirete rağbete bağlar.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 89 Kaynağı aç
Bilakis, kaderi mazeret gösteren herkes çelişki içindedir. Çünkü her insanın yaptığına göz yumması mümkün değildir. Bir zalim kendisine veya başka insanlara zulmettiğinde; yeryüzünde bozgunculuğa girişip insanların kanını dökmeye, cinsel dokunulmazlıklarını çiğnemeye, ekinleri ve nesilleri yok etmeye başladığında yahut insanların hayatlarını sürdüremeyecekleri benzeri zararlar verdiğinde, mutlaka bu zararı gidermesi ve zalimi, kendisinin ve benzerlerinin saldırganlığını durduracak biçimde cezalandırması gerekir. Ona şöyle denir: Kader bir mazeretse, herkesin sana ve başkalarına dilediğini yapmasına izin ver. Bir mazeret değilse, “Kader mazerettir” sözünün dayanağı geçersiz olur.
— İbn Teymiyye
Bağlam
Kaderin günah ve zulüm için genel bir mazeret sayılmasının tutarsızlığı, kişinin kendisine veya başkasına yönelik zulmü önleme zorunluluğu üzerinden açıklanır. Hüküm, doğrudan günahı mazur sayma tartışmasının içindedir.
el-Ubûdiyye · s. 62 Kaynağı aç
İki haslet kalbi katılaştırır: Çok konuşmak ve çok yemek.
— Fudayl bin İyad
Târîhu Dımaşk li-İbn Asâkir · c. 48 s. 415 Kaynağı aç
Ömer bin Abdülaziz -rahimehullah- şöyle dedi: Sözünün amelinden olduğunu bilmeyenin günahları çok olur.
— Ömer bin Abdülaziz
el-Musannef li-İbn Ebî Şeybe · c. 19 s. 509 Kaynağı aç