Kulun Allah’tan duyduğu korku, Allah hakkındaki bilgisi ölçüsündedir; dünyaya yüz çevirişi de ahirete duyduğu arzu ölçüsündedir.
— Fudayl b. İyâd
Bağlam
Önceki öz övgüsüyle ilgili cümleden sonra yeni bir doğrudan aktarım başlar; seçilen paralel hüküm Allah korkusunu bilgiye, dünyadan el çekmeyi ahirete rağbete bağlar.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 89 Kaynağı aç
Allah’tan korkanı hiçbir şey aldatamaz; Allah’tan başkasından korkana ise hiç kimse yarar sağlayamaz. Abdullah b. Mâlik, “İçinde bulunduğumuz hâlden kurtuluş nedir, ey Ebû Ali?” diye sordu. Fudayl ona, “Allah’a itaat edene başkasının günahı zarar verir mi?” dedi. “Hayır,” diye cevap verdi. “Allah’a isyan edene başkasının itaati yarar sağlar mı?” diye sordu. “Hayır.” “Kurtuluşu istiyorsan, işte kurtuluş budur,” dedi.
— Fudayl b. İyâd
Bağlam
Fudayl önce Allah korkusu ile başkasından korkmayı karşılaştırır; Abdullah b. Mâlik’in sorusuna, bir kişinin itaat ve isyanını başkalarının amellerinin kurtaramayacağı yönündeki iki soruyla cevap verir.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 88 Kaynağı aç
Biri sana gelip başka birinden şikâyet ederse ona şöyle de: “Kardeşim, onu affet; affetmek takvâya daha yakındır.” Eğer “Gönlüm affetmeye razı olmuyor; Allah’ın bana emrettiği gibi hakkımı almak istiyorum” derse şöyle de: “Karşılık verirken tam denk bir karşılık vermeyi başarabiliyorsan öyle yap. Başaramıyorsan affetme kapısına dön; o, daha geniş bir kapıdır. Kim affeder ve arayı düzeltirse mükâfatı Allah’a aittir. Affeden kişi gece yatağında uyur; hakkını almak isteyen kişi ise ne yapacağını düşünüp durur.”
— Fudayl b. İyâd
Bağlam
Affetme öğüdü koşulsuz hak kaybına dönüştürülmez: naklin karşılıkta denklik şartı, bu sağlanmazsa affa dönüşü ve sonunda iki kişinin gece hâli tam korunur.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 112 Kaynağı aç
Dikkat et, farkında olmadan gösterişçi olma. Yapmacık davrandın ve hazırlandın; sonunda insanlar seni tanıyıp “Salih bir adam” dediler, sana ikram ettiler, ihtiyaçlarını karşıladılar ve mecliste sana yer açtılar. Oysa seni Allah sayesinde tanıdılar. Öyle olmasaydı, fâsığın onlar katında değersiz olduğu gibi sen de değersiz olurdun: sana ikram etmez, ihtiyaçlarını karşılamaz ve mecliste sana yer açmazlardı.
— Fudayl b. İyâd
Bağlam
Kaynak daha önce “gösterişçi” diye çağrılmaya verilen tepkiyi anlatır; seçilen devam, farkında olmadan yapmacık davranıp insanların dindar görünüş sebebiyle gösterdiği itibarı kendine mal etme tehlikesini açıklar.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 94 Kaynağı aç
Mümin az konuşur, çok iş yapar; münafık çok konuşur, az iş yapar. Müminin sözü hikmet, susması düşünme, bakışı ibret, işi iyiliktir. Böyle olduğunda daima ibadet içinde olursun.
— Fudayl b. İyâd
Bağlam
Söz ve eylem dengesi, ardından söz/sükût/bakış/işin niteliği ve bu niteliklerin birlikte ibadet oluşu tam nakildir.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 98 Kaynağı aç
Fudayl’e “Tevazu nedir?” diye sordum; o, “Hakka boyun eğip ona uymandır. Hakka dair sözü bir çocuktan işitsen kabul etmen, insanların en cahilinden işitsen de kabul etmendir,” dedi.
— Fudayl b. İyâd
Bağlam
İbrahim’in tevazu sorusuna Fudayl, hakka teslimiyet ve onu söyleyen kişinin yaşı ya da bilgisinden bağımsız olarak kabul etmek diye cevap verir.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 91 Kaynağı aç
Dünya bütün içindekilerle birlikte önüme, helâl ve ahirette hesabı sorulmayacak şekilde serilseydi bile, onu birinizin yanından geçerken elbisesine bulaşmasından sakındığı bir leşten tiksindiği gibi tiksindirici bulurdum.
— Fudayl b. İyâd
Bağlam
Fudayl, dünya nimetlerinin tümünün helâl olması ve ahirette hesabının bulunmaması varsayımını da korur; buna rağmen dünyayı bir elbiseye bulaşabilecek leşe benzetir.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 89 Kaynağı aç
Kul, sıkıntıyı nimet ve bolluğu musibet saymadıkça, dünya nimetlerini kimin tükettiğine aldırmaz hâle gelmedikçe ve Allah’a ibadetiyle övülmeyi arzulamaz hâle gelmedikçe imanın hakikatine erişemez.
— Fudayl b. İyâd
Bağlam
Fudayl imanın hakikatine erişmeyi üç olumsuz ölçütle sınırlar: sıkıntı ve bolluğa bakış, dünya paylaştırmasına kayıtsızlık ve ibadetle övülme arzusundan uzak durmak.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 94 Kaynağı aç
İnsanları vasiyetinin koruyucusu kılma. Sen kendi hayatında vasiyetini zayi etmişken, onların onu zayi etmelerine nasıl kızarsın? Bundan sonra yalnızlık, karanlık ve kurtlarla dolu bir eve gideceksin; oradaki ziyaretçin Münker ve Nekîr olacak. Kabrin ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya da ateş çukurlarından bir çukur olacak.
— Fudayl b. İyâd
Bağlam
Fudayl, insanın kendi hayatını zayi ettikten sonra geride kalanları suçlamasını sorgulayıp ölüm ve kabirle yüzleştirir; kaynak ardından onun ağlayıp cehennemden korunma duası ettiğini aktarır.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 87 Kaynağı aç
Kişi sağlıklıyken korku umuttan üstündür; ölüm gelip çattığında ise umut korkudan üstün olur. Yani insan sağlıklı olduğu dönemde iyilik etmişse, ölüm anında umudu artar ve Allah hakkındaki güzel zannı güçlenir. Sağlıklıyken kötülük etmişse, ölüm anında zannı kötüleşir ve umudu artmaz.
— Fudayl b. İyâd
Bağlam
İlk hükmün hemen arkasından Fudayl, ölüm anındaki umut ve hüsnüzannın kişinin sağlık döneminde nasıl yaşadığına bağlı olduğunu açıklayarak iki durumu karşılaştırır.
Hilyetü’l-evliyâ ve tabakātü’l-asfiyâ · c. 8 s. 89 Kaynağı aç