Yazar: İbn Kayyim
Kaynak kaydı
Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn
Yazar: İbn Kayyim
s. 96
Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn
Yazar: İbn Kayyim
s. 102–103
Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn
Yazar: İbn Kayyim
s. 104
Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn
Yazar: İbn Kayyim
s. 106
Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn
Yazar: İbn Kayyim
s. 107–108
Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn
Yazar: İbn Kayyim
s. 108
Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn
Yazar: İbn Kayyim
s. 109
Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn
Yazar: İbn Kayyim
s. 109–110
Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn
Yazar: İbn Kayyim
s. 111
Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn
Yazar: İbn Kayyim
s. 112
Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn
Yazar: İbn Kayyim
s. 113
Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn
Yazar: İbn Kayyim
s. 117
Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn
Yazar: İbn Kayyim
s. 118–119
Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn
Yazar: İbn Kayyim
s. 120–121
Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn
Yazar: İbn Kayyim
s. 121–122
Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn
Yazar: İbn Kayyim
s. 126
Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn
Yazar: İbn Kayyim
s. 127–128
Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn
Yazar: İbn Kayyim
s. 133
Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn
Yazar: İbn Kayyim
s. 134
Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn
Yazar: İbn Kayyim
s. 134–135
Kaynak kontrol bilgisi
- Kaynakta bulunma
- Kontrol edildiKontrol tarihi: 30 Eylül 2026
İlişkili kayıtlar
- Kişi
- İbn Kayyim
Eserde geçen içerikler
Söz
“Sabır nefse ağır ve nahoş gelse de elde edilmesi mümkündür; sabır ilim ve amel denen iki unsurdan oluşur. Kalpleri ve bedenleri tedavi eden bütün ilaçlar bu ikisinden meydana ge…”Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn · s. 96
Söz
“Dördüncü: Allah’ın gazabını ve cezalandırmasını göz önünde bulundurmak. Kul günahında ısrar ederse Yüce Rab gazap eder; gazap ettiğinde O’nun gazabına hiçbir şey karşı koyamaz, …”Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn · s. 102–103
Söz
“Altıncı: Yenme ve galip gelme halini göz önünde bulundurmak. Şehveti yenip şeytana galip gelmenin verdiği tatlılık, hoşnutluk ve sevinç, bunu tatmış kimse için insanlardan bir d…”Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn · s. 104
Söz
“On birinci yol: Dinî güdüyü ve onu harekete geçiren etkenleri, nefsin arzusuyla mücadele etmeye ve ona karşı koymaya azar azar, aşamalı biçimde alıştırmaktır; böylece zaferin ta…”Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn · s. 106
Söz
“On üçüncü yol, kişiyi nefsinin arzusuna uymaya çağıran bağları ve sebepleri kesmektir. Bununla kastedilen, kişinin hiçbir arzusunun bulunmaması değil; arzusunu kendisine yarar s…”Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn · s. 107–108
Söz
“On dördüncü yol, düşünceyi Allah’ın kullarını üzerinde düşünmeye çağırdığı hayret verici ayetlerine yöneltmektir: okunan ayetlerine ve yaratılmış ayetlerine. Bu düşünce kalbe hâ…”Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn · s. 108
Söz
“Görünen hâl karşısında şaşırıp ürkme. Allah, kuluna fiillerinde hiçbir benzeri olmayan biri gibi muamele eder; tıpkı sıfatlarında da O’nun hiçbir benzeri olmadığı gibi. Onu anca…”Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn · s. 109
Söz
“On yedinci yol, insanda birbirine zıt iki çekim bulunduğunu ve sınanmasının bu iki çekim arasında yaşandığını bilmektir: Biri onu “yüce topluluğa”, İlliyyîn ehline çeker; diğeri…”Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn · s. 109–110
Söz
“Yağmurun vaktinde yağmasına duyulan umut nasıl güçleniyorsa, Rahmân’ın esintilerine erişme umudu da faziletli vakitlerde ve şerefli hâllerde güçlenir; özellikle gayretler birleş…”Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn · s. 111
Söz
“Peygamberler insanları kalıcı nimete ve büyük hükümranlığa çağırmak için geldiler. Onlara cevap veren kimse dünyadaki en hoş ve iyi olana kavuşur; dünyadaki yaşayışı kralların v…”Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn · s. 112
Söz
“Yirminci yol, anlattıklarımızı bilmenin tek başına maksada eriştirdiğini sanıp aldanmamaktır; kişi buna, onu uygulamak için çaba göstermeyi ve bütün imkânını seferber etmeyi ekl…”Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn · s. 113
Söz
“Rahatlık ve bollukta sabretmek zordur; çünkü arzu edilen şeyden yararlanma gücü ve imkânı da vardır. Açken yiyecek ortada yoksa, yiyecek önündeyken dayanmasından daha kolay sabr…”Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn · s. 117
Söz
“İtaatte kulun üç durumda sabra ihtiyacı vardır. Birincisi işe başlamadan önce: niyeti doğrultmak, ihlâsı sağlamak, riyâ ve duyulup bilinme arzusuna yol açan etkenlerden sakınmak…”Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn · s. 118–119
Söz
“İkinci tür, kişinin başka insanlar yüzünden uğradığı zarardır. Önceki mertebeler buna da uygulanır ve bunlara dört mertebe daha eklenir: Birincisi af ve bağışlama; ikincisi, içt…”Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn · s. 120–121
Söz
“Üçüncü tür, başlangıcı kişinin seçimiyle olup, içine girdikten sonra ortadan kaldırılması için tercih ve çıkış yolu kalmayan şeylerdir. Başlangıcı seçim, sonu ise kaçınılmazlık …”Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn · s. 121–122
Söz
“Bu yüzden dilin ve cinsel organın günahlarından uzak durmak sabrın en zor türlerindendir: bu ikisine yönelten dürtü güçlü, bunları işlemek kolaydır. Dilin günahları insana adeta…”Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn · s. 126
Söz
“Nice kimseyi haram malın bir danikinden (dinârın ya da dirhemin altıda birinden), şarabın bir damlasından, iğne başı kadar necasetten sakınırken haram cinsel ilişkiye girmekten …”Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn · s. 127–128
Söz
“Onyedinci olarak, Allah, Kitabı’nda hayır hasletlerine yalnızca sabredenlerin erişebileceğini iki yerde bildirir. Kasas sûresinde, Karun kıssasında, kendilerine ilim verilenleri…”Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn · s. 133
Söz
“On sekizinci olarak, Allah Teâlâ, ayetlerinden ancak çok sabreden ve çok şükreden kişinin yararlanıp öğüt alacağını haber vermiştir. Şöyle buyurur: “Andolsun, Musa’yı ayetlerimi…”Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn · s. 134
Söz
“Yirminci olarak, Allah Teâlâ hak ve sabır ehlinden olmayan herkesin zararda olduğuna genel bir hüküm vermiştir. Bu, onlar dışında kazanan kimse bulunmadığını gösterir. Allah Teâ…”Uddetü’s-sâbirîn ve zehîretü’ş-şâkirîn · s. 134–135